İt – Baraklar Efsane mi? Gerçek mi?

Türk Mitolojisinde önemli bir yeri olan İt Baraklar yani köpek kafalıları efsane mi, yoksa gerçek mi olduğu bugün bile tartışma konusudur. Evliya Çelebi’nin, Piri Reis’in, Heredot’un, Barbaros Hayrettin Paşa’nın ve birçok seyyahın eserlerinde yer alan İt-Barak kavmi bu kavmin gerçekte var olduğunu destekler niteliktedir.

İt-Baraklar hakkında birçok eserde, birçok farklı şekilde tasvir edilmiştir. Bu eserlerde isimleri de farklı şekilde yazılmıştır. Bu isimlerden bazıları şunlardır; İt-Baraklar, Kıl-barak, köpek kafalılar ve bunların türevleri.

Ancak bu eserlerde İt-Barakların yaşadığı yerler, yaşayış şekilleri, görünümleri birbirleri ile çok fazla benzerlik göstermektedir. Bu eserlerden bazıları Türkler İslamiyet’e geçtikten sonra sansüre uğramıştır. Ben bu yazıda en doğru ve en güvenilir kaynak olan Reşiddeddin’in Oğuznamesi’nde yer alan, günümüz Türkçesine Zeki Velidi Togan tarafından çevrilen ‘’Tarih’i Oğuzhan ve Türkan’’ bölümünden nakledeceğim.

Reşiddeddin’in Tasviriyle İt-Baraklar

Bu eserde İt-Baraklar kavmi şu şekilde anlatılmaktadır. İt-barak, dünyanın karanlık tarafında yaşayan bir ülkedir. Bu kavmin erkekleri kara renkli, çirkin yüzlü ve köpek suratlıdır. Kadınları ise temiz yüzlüdürler. Oğuz Kağan onların yanına gelince dokuz atlıyı onlara elçi olarak gönderdi.

Dedi ki: pek çok şehir ve ülke bize il olup, itaat etmiş, vergi vermeyi kabul etmişlerdir. Eğer siz de illiği ve vergi vermeyi kabul edip söz verirseniz ne ala; aksi halde savaş ve dövüşe hazır olunuz ki hemen geliyoruz.

Onlar elçilere şu şekilde cevap verdiler: Sizden dokuz kişi bizden iki kişi ile dövüşüp yenmeyi başarırsanız vergi vermeyi kabul ederiz. Yenilirseniz buradan geri döneceksiniz. Elçiler bu şekilde karşılıklı dövüşü reddettiler ve dediler ki:  Mademki dövüşmek istiyorsunuz, bizden iki, sizden de iki kişi dövüşsün.

İt-Barakların savaş adeti şöyle idi: dövüş olacağı zaman iki havuzdan birisini kara birisini de ak tutkalla doldururlardı. Dövüşten önce ak tutkallı havuza çıplak olarak girerler bu tutkal onların kıllarına yapışırdı. Bu havuzdan çıkınca beyaz kum üzerinde yuvarlanırlardı. Sonra kara tutkal dolu havuza girerler ve kara kum üzerinde yuvarlanırlardı. Bu madde üç defa vücutlarında kuruduktan sonra, gövdelerine hiçbir silah işlemezdi. İt-Baraklardan dövüşe giren iki kişi böyle yapıp Oğuz’un iki elçisiyle vuruşmaya başladılar. Silahlarla vücutlarına yapılan vuruşlar hiç tesir etmedi. Sonunda iki elçi onların elinde öldüler. Kalan yedi elçi geri dönerek durumu Oğuz’a anlattılar.

İt-Baraklar ve Oğuzlar Savaşı

Oğuz elçilerin anlattıklarına hiç aldırış etmeyerek İt-Barakların üzerine gitti ve savaştı. Bu savaşta Oğuz’un askerlerinin çoğu öldü ve kalanlar dağıldılar. Oğuz bu işte mücadelenin fayda vermeyeceğini anladı. Döndü ve büyük bir ırmağa geldi. Askerlerin bir kısmı bu ırmağı gemi ve sallara binerek, bir kısmı da yüzerek geçti. İt-Baraklılar köpekler gibi çıplak olduklarından bu ırmağı geçmeleri imkansızdı.

Oğuz iki su arasına indi. Perişan olup dağılan askerlerini toplamak için oraya yerleşti. Oğuz’un askerlerinden birisi tesadüfen Baraklılar arasında kamış ve kadınların arasına gizlenmişti. Bu kadınlar kocalarının pis vücutlu, çirkin yüzlü ve köpek kafalı olduklarından Oğuz’un askerini çok beğendiler ve hepsi yanına toplandılar. Onunla ilişkiyi arzu ettiler ve bir hediye olarak, onların büyüğü olan İt-Barak’ın kadını huzuruna götürdüler. Kadının bu erkekle konuşması ve münasebeti çok hoşuna gitti. Çünkü kendisi kocası ile temasta bulunamadığından çok kederleniyordu.

Barak’ın karısı bu cinsi arzusu ve sevinci yüzünden Oğuz’un tarafına meyil gösterdi ve gizlice elçi göndererek: Eğer düşmanı yenip ülkesini almak istiyorsanız tutacağınız yol şudur diye haber gönderdi. Demirden dikenli çiviler yaptırınız ve askerlerinizden her biri bu demir dikenlerden bir miktarını terkiye bağlasınlar ve savaşta bunları düşman üzerine serpsinler. Fakat atlarınızın ayaklarına bu dikenli demir parçalarından zarar görmemesi için uygun nallar yaptırmalısınız. Sonrada düşmanların burunları ve vücutlarının kenarları çıplak ve tutkalsız olduğundan oralara ok yağdırın. Oğuz bu durumu öğrenince çok sevinip memnun oldu ve bu iki sur arasını kendine üs edindi. Gemiler yaptırdı ve yakışıklı askerlerden İt-Barak kadınlarına elçiler gönderdi. Kadınların yardım ettikleri bu elçiler Oğuz’a gerekli tüm alet ve malzemeleri temin ettiler. Bazı kadınlar da bu erkekleri çok sevdiklerinden onlarla birlikte döndüler. Bu yolla bu ülke alındı.

Oğuz bu yerde 17 yıl kalıp dinlendi. Askerlerini düzene koydu ve silahlarını yeniledi. Bu dönemde çocuklar ve bebekler delikanlılık ve ergenlik çağına eriştiler. Oğuz’un bir hatunundan dört oğlu olmuştu, onlarda büyüdüler.

İt-Baraklar Başka Hangi Mitolojilerde Geçiyor?

İt-Barakların yaşadığı yerler genellikle Kafkasya bölgesinde, Volga ve Tuna Nehirleri arasında yaşadığı söylenir. Ayrıca Marco Polo’nun eserlerinde, Dede Korkut Hikayeleri’nde ve Avrupa Mitolojilerinde yer alan İt-Baraklar, Büyük İskender’in hayatında da yer edinmiştir. Ayrıca İt-Baraklar’ın düşmanlarını korkutmak için köpek maskesi takan bir kavim olduğu da ileri sürülmektedir. Ancak her ne olursa olsun İt-Baraklar araştırılması gereken önemli bir konu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.