Yenidoğan Sarılığı Nedir, Nedenleri ve Tedavisi

Yenidoğan sarılığı, bebeklerin üçte ikisini etkileyen ve ciddi hastalıklara neden olma potansiyeline sahip bir hastalıktır. Genetik nedenler, yetersiz beslenme, erken veya geç doğum gibi nedenler yenidoğan sarılığının gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

Bu aşamada ailelerin dikkatli olması gerekir ve herhangi bir belirti yaşanmasında hemen bir doktora görünmelisiniz. Yenidoğan sarılığı, “bilirubin” adı verilen bir maddenin kanda yükselmesi ve cilt, yanak içi, göz beyazı gibi bölgelerde birikmesiyle oluşan bir sarılık türüdür.

Sarılık yüzde, gövdede, kollarda ve bacaklarda ve son olarak da avuç içlerinde veya ayak tabanlarında oluşur. Hangi bebeğin tedavi gerektiren rahatsızlığı olduğuna karar vermek önemlidir. Teşhisi koymak için, takip bakımının bir doktor tarafından yapılması gerekir.

Yenidoğan Sarılığı Belirtileri

Yenidoğan sarılığı yüzde başlamaktadır. Daha sonra ise göz akı sararmakta ve sıra ile göğüs, karın ve kol ve bacaklara yayılmaktadır. Ciltteki satı renk en iyi şekilde gün ışığında görülmektedir. Ayrıca parmakla hafif bir şekilde cilde bastırıp kaldırıldığında sarı renk daha iyi görülmektedir. Sarılığı olan bebek ayrıca uykuya daha meyilli olmaktadır. Bunun yanında emmesi de azalmaktadır.

Tanı ve Tedavi Yöntemi

Yenidoğanlarda ebeveynlerin sarılığı fark edip doktora gitmesi, tanıyı netleştirmesi ve gerekirse tedaviye başlaması çok önemlidir. Sarılık tedavisi ertelenirse bebekte kernikterus adı verilen ve sinir sistemine ciddi şekilde zarar verebilecek bir hastalık ortaya çıkabilmektedir. Yenidoğanlarda yapılan testler anne ve bebek arasındaki ABO ve RH kan intoleransını tespit edecek ve bebeği erken sarılık riski açısından izleyecektir. Bebekler taburcu edilmeden önce kan sayımı ve sarılık düzeyine bakılmaktadır. Kandaki bilirubin seviyesi, topuktan alınan kan örneği ile kısa sürede ölçülmektedir.

Yenidoğan tedavisi; bebeğin ağırlığı, bebeğin kaç günlük olduğu ve kandaki bilirubin seviyesine göre belirlenmektedir. Tedavi gerekip gerekmediği ise bu durumlara bakılarak kararlaştırılmaktadır.. Hastalık genel olarak ilk hafta içerisinde kendiliğinden geçmektedir. Bununla birlikte, doktorun bu süre zarfında yeterli takip bakımı sağlaması önemlidir.

Bilirubin seviyeleri yüksek olduğunda, bebeğe “fototerapi” adı verilen özel bir dalga boyunda ışık yayan lambalar kullanılarak tedavi uygulanabilir. Fototerapi bebeğe hiçbir şekilde zarar vermemektedir. Fotohasarları önlemek için bebeğin gözleri kapalmaktdır. Bazen kırmızı döküntüler, bronzlaşma veya daha yaygın olarak sulu dışkı yan etki olarak görülmektedir. Sarılığı önlemek için bebeği emzirmek önemlidir. Bu nedenle emzirmeye mümkün olan en kısa sürede, tercihen doğumdan sonraki ilk saat içinde başlanmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.